CevvalKoala

RSSmail

Ey Muhterem Bebecan

Geleceğe mektup gönderme geyikleri vardır, arada bir dönerler. Genelde "Sevgili 40 yaşındaki ben, umarım adam olmuşsundur" temalı şeyler yazılır. O zamana kadar Filistin sorununun çözülmüş, Fenerbahçe'nin şampuanlar liginde birşeyler yapmış, aramızdan oğlu olunca çükünü koparmayacak birilerinin de Nobel almış, avrupai yeganeliğin bir boş anında yanlışlıkla bizi üyeliğe kabul etmiş falan filan olması temenni edilir. Ha bir de uçan arabaların icad edilmiş olması. Ne yapıcaksak uçan arabayla, yürüyenleri park edecek yer yok zaten.

Bunun kadar sık rastlanmayan ama aslında daha yaratıcı bir fikirse geçmişe mektup ışınlamaktır. Okuyacak olan kimseye nasıl ulaştırılır, o kısmını tam kestiremediysem de yazması bedava. Ben de biraz araklayarak burada 13 yaşındaki şahsıma yazayım. Mektup yaz, denize at oluyor biraz farkındayım. 13 yaşındaki cevval nasıl okuyacak onu da bilmiyorum. Onun zamanında internet yoktu. Neyse özendim, yazmadan duramam artıkın.

"Ey Muhterem Bebecan,

Ben, senin sittin sene sonraki halin. Sana tam 2010 yılından yazıyorum. Bilimkurgu gibi di mi? İnanmıyor musun? Yıl 91 olsa gerektir şimdi sizin orda. 20 Ekim'de seçimler var. Mesut Yılmaz ağaca çıkacak, Süleyman Demirel ile Erdal İnönü seçimden sonra koalisyon kurup iktidara gelecekler. Yıl bitmeden de Sovyetler resmen dağılmış olacak. Şimdiden söyle bunları etrafta, sonra ben dediydim diye hava atarsın.

Merakını gidermek için en baştan söyleyeyim, etrafta uçan araba filan yok. Mars'a gitmiş, Venüs'ten arsa almış, akşamları çay içmeye Jüpiter'e uğrayan bir güruh haline gelmiş de değiliz. Kansere ilaç bulunmuş filan da değil. Mütemadiyen birşeyler buluyorlar ama öyle nihai bir çözüm yok daha ortada hiçbirşey için. Aslına bakarsan ortam o zamankinden çok da farklı değil. Sadece çok daha fazla araba var etrafta. Sonra cep telefonları var (evet kabloları yok, kablolu olmaz zaten) Bir de internet diye birşey var acayip. Neyse bunları açıklarım birazdan. Sırayla gidelim.

Öncelikle, bu mektubu neden yazdığımı merak ediyor olabilirsin. Hayatında herşey çok fantastik olmayacak, bazı bazı sıkıntılar çekeceksin. Bu mektubu bir şekilde okursan bunlardan bazılarını ekarte edebilmen mümkün olur. O zaman da benim saçlarım bu kadar beyaz olmaz, ikimiz de bu işten kârlı çıkarız.

Öncelikle okul konusundan başlayalım.

Mekteb-i sani bitecek yakında, babanın gazıyla fen lisesine gideceksin. Gitmesen daha iyi aslında, 14 yaşında Bursa'da ne işin var tek başına? (Evet Bursa'yı kazanacaksın. Kabul et, Ankara'yı kazanacak kadar trigonometri ile aran yok. İleride de olmayacak zaten. Hala daha o işin mantığını çözebilmiş değilim.) Memleketinde kalsan daha rahat bir hayatın olacak, ama o zaman da muhtemelen hacı hoca tayfası arasına karışır garip birşey olur çıkarsın. Bir de baban fena bozulur gitmezsen fen lisesine. Neyse gidince şunlara dikkat et: Muzo sana iyi davranabilir ama hiç güvenme kendisine. Arkadaşlarınla çok can ciğer olacaksınız ama ileride alakanız kalmayacak. İçlerinde Baha iyidir, onun dışındakilerle yüzgöz olsan da bir, olmasan da bir. Ertan'a da fazla yakın durma. Derslerine iyi çalış. Bir de yapabilirsen bu "sözelci olucam ben" triplerinden vazgeç. Becerebilirsen azcık çöz matematiği de ateri mühendisi olmaya çalış. Hem üniversiteyi bitireceğin dönemde acayip iş ortamı olacak, hem de yeteneğin var o işe. Ah bir de şu matematiği becerebilseydin.

Lisedeki kızlara çok takılma. Zaten onlar da sana takılmaya çok hevesli değiller :) Şerife filan hele hiç olmaz. Geç sen komple o mevzuları lise döneminde. Son sınıfta da memlekete dön, epey fark edecek üniversite sınavındaki puanın.

Üniversite olarak Bilkent'i kazan. Zaten kazanıyorsun da, ateri mühendisliğini kazanabilirsen daha da evla olur. İşletme, iktisat ve uluslararası ilişkiler fuzuli bölümler, onları hiç yazma. İlla sözelci olacaksan da siyaset bilimi güzel. Onu okursun zaten. Okula gidince liseden bir arkadaşın sana BBS diye birşeyden bahsedecek, çok takılma oralarda. Tamam çok değişik bir alem, bir sürü insanla tanışma filan söz konusu, ama okulu çok ihmal edersin sen onlara dalıp.

Üniversiteye gidince internet diye birşeyi göreceksin. Dikkat et o nesneye, o konuda çalış, dünya onun üzerine kurulacak sonraki 10 sene içerisinde. Ateri oyunlarının da her türlüsünden uzak dur, zaafın var o konuda, kötü oluyor. Eğer bu dediklerimi yaparsan adam gibi bir ortalama ile bitirirsin okulu, doktor çıkmaya Amerika'ya gidersin. Gidemezsen de doktor çıkmak hevesinden vazgeç. Türkiye'deki diğer mektepler dandik, güven bana.

Üniversitede sarışın havalı bir hatuna yanacaksın da, siz ayrı dünyaların insanlarısınız. Bir yere varmayacak platonik duyguların. Arkadaş kalırsınız, sonra da seni ileride karınla tanıştırır.

İş hayatına gelince, yazları çalışmak iyi bir fikir. Gerekirse sırtında taş taşı. Birşeyler yap. Boş durma. Hem üç kuruş para kazanırsın, hem de tecrübe. Mesela milletin aterilerini tamir edebilirsin. Ya da çeviri işleri yapabilirsin. İyi para var. Git çeviri bürolarıyla tanış. İş göndersinler sana. İlk başta yavaş yaparsın, zor olur ama hızlanınca iyi para getirir. Sonra paranı çarçur etme. Ev al bir tane. Lazım. Sana değilse bile bana :) Hatta mümkün olduğunca erken al, 2007 sonunda sat. 2009'da aynı evi %30 daha ucuza alabileceksin.

Borsa denen naneye hevesleneceksin 15-16 yaşlarında. İş bankası da bankamatikten sana borsa'nın ucunu gösterecek. Hiç bulaşma. Borsadan uzun vadede herkesin para kazanması mümkün değil. Birileri kazanıyorsa öbürleri kaybetmek zorunda. Kaybeden tarafta olma şansın çok yüksek. Hayır sen kaybetsen birşey değil de, baban da sana özenip o işlere bulaşacak, ne yap et, mani ol.

Babanla takışma, adam senin iyiliğini istiyor, çoğu zaman bir bildiği de var. Ayrıca ona söyle, 2004'ten itibaren prostat için düzenli kontroller yaptırsın. Sonracığıma Yaşarbank hissesi almasın. Bir de dünya fani, biraz elini çabuk tut da Anneannen mürüvvetini görebilsin. 2005'de kesmeden biçmeden lazerle katarakt ameliyatı yapmaya başlayacaklar. Bunu ilk duyduğun anda götür anneannene yaptırttır. Oyalanma bak. Çok ciddiyim.

Teyzenlere söyle, ilk depremden sonra bir deprem daha olacak, Kasım ayında. Düzce'de durmasınlar o ara.

Kadınlar: Master'daki kızıl boyalı hatuna hiç gerek yok. Üniversitedeki sarışın havalı hatunun seni tanıştıracağı bambaşka. Onu bekle. Arada başka hatunlarla da takılabilirsin, kızıl dışında. Ama sen hatunların peşinde koşma, onlar senin peşinde koşacak üniversite bittikten sonra. İşin gücün evin paran da varsa zaten...

Şimdiden iyi eğlenceler...

Ben (yani sen)." 05.11.2010